Ana Akış

Yapay Zeka ile İnsan Zekasını Genişletmek

Yapay Zeka ile İnsan Zekasını Genişletmek
İnsan zekasının bir uzantısı olarak AI'yı anlamak—bunun bir yerine geçmesi değil—güvenilir AI sistemleri oluşturmak için daha sağlam bir yol sunar. "AI ile İnsan Zekasını Genişletmek" başlıklı yazı ilk olarak Microsoft Research'te yayınlanmıştır.
Üç simge (konuşma balonu, tokalaşma ve birbirine bağlı daireler) mavi ve yeşil gradyan arka planda.

Bir Bakışta

  • Modern AI sistemleri, insan zekasını kopyaladıkları için değil, insan bilişi ve dilinde zaten mevcut olan yapıları genişleterek insan zekasını varsaydıkları için güçlüdür.
  • Bu bakış açısı, AI'nın dikkate değer yeteneklerini ve tekrar eden sınırlarını, halüsinasyonlar ve akıl yürütmedeki bozulmalar dahil, açıklamaya yardımcı olur.
  • Bu araştırma, AI güvenliğinin bir sistem düzeyinde bir zorluk olduğunu savunarak, dikkatleri "asi AI" anlatılarından mühendislik ve yönetim sağlamaya kaydırmaktadır.
  • AI'yı insan zekasının bir uzantısı olarak anlamak—yerine geçmek değil—güvenilir AI sistemleri inşa etmek için daha sağlam bir yol sunar.

Bugünün AI sistemleri, makaleler yazabilir, kod üretebilir, karmaşık fikirleri özetleyebilir ve etkileyici bir akıcılıkla konuşmalar yapabilir. Ancak bu sistemler, insanların sezgisel bulduğu görevlerde hala zorluk çekmektedir: değişim sırasında nesneleri güvenilir bir şekilde takip etmek, alışılmadık durumlarda bileşimsel olarak akıl yürütmek veya gerçeği olası kurgudan ayırt etmek. Bu çelişkiler, AI hakkında kutuplaşmış tartışmaları körüklemiştir. Bazıları mevcut sistemleri insan benzeri zekanın erken biçimleri olarak görürken; diğerleri bunları sofistike otomatik tamamlama olarak reddetmektedir.

Son zamanlarda yapılan disiplinlerarası çalışmalarda – Adam Frank, Marcelo Gleiser ve Evan Thompson’ın Görme Noktası (yeni sekmede açılır) ve DeepMind araştırmacısı Alexander Lerchner’ın Abstraksiyon Yanılgısı (yeni sekmede açılır) – farklı bir resim ortaya çıkmaktadır. AI sistemlerinin insan anlamında zeki hale gelip gelmediğini sormak yerine, bu yaklaşımlar daha temel bir soru sormaktadır: AI sistemleri, insan bilişine kök salmış yapılar üzerine inşa ediliyorsa, neden çalışıyor? Bu bakış açısındaki değişim, Edmund Husserl'in fenomenolojisinden yararlanarak, modern AI'nın hem yeteneklerini hem de sınırlarını anlamaya yardımcı olur.

Son çalışmamızda, Doğal Zekadaki Yapay Zekanın Kökenleri, modern AI sistemlerinin ne insan zihinleri ne de önemsiz istatistiksel numaralar olarak en iyi şekilde anlaşıldığını savunuyoruz. Bunun yerine, insan bilişinin kendisinde köken alan yapıları genişletmektedirler. Husserl'in fenomenolojisinden daha fazla yararlanarak, makale dilin zaten insan anlayışının tortulaşmış yapıları içerdiğini — AI sistemlerinin modellemeyi ve genişletmeyi öğrendiği yapılar — önermektedir. Bu bakış açısı, çağdaş AI'nın hem yeteneklerini hem de sınırlarını açıklamaya yardımcı olur.

İnsan algısı, yalnızca duyusal verilerin pasif bir alımı değildir. Dünyayı, değişim içinde gelişen